Siyah Beyazın Cazibesi

Siyah Beyazın Güzelliği

 

Mehmet Ömür

1907’de renkli fotoğrafçılığın ortaya çıkıp popülerleşmesine rağmen, siyah beyaz fotoğrafçılık sanatsal bir önemini kaybetmedi. Teknik veya ekonomik bir zorunluluktan çok, siyah beyaz fotoğrafçılık, grafik kalitesi, şiirsel ifadesi ve evrenselliği nedeniyle sanatsal bir tercih olarak görünmektedir. Fransa Ulusal Kütüphanesi, özellikle gümüş bazlı teknikleri destekleyerek bu sanat formunun korunmasında önemli bir rol oynamıştır. Kütüphanenin bugün 8 milyon baskı fotoğrafı vardır. Bunların çok büyük kısmı siyah beyaz fotoğraftır. Pandemiden önce bu fotoğrafların Grand Palais’de sergilenmesi planlanmış ancak salgın bu planın ertelenmesine neden olmuştur. Kütüphanedeki sergi, 36 ülkeden 206 fotoğrafçının  300 kadar eserini sergileyerek, siyah beyaz fotoğrafçılığın çeşitliliğini ve zenginliğini vurgulamakta; ortak stilleri, kontrastları ve ışık-gölge oyunlarını ön plana çıkarmaktadır.

Siyah ve Beyazın kökenleri

Fotoğrafçılığın renkli hali 1907’te Lumière kardeşler tarafından icat edilmeden önce, tüm fotoğrafçılığın siyah beyaz olduğu düşünülebilir. Ancak gerçek daha karmaşık. Erken dönem fotoğrafçılık, saf siyah ve beyazlar yerine daha çok sepia tonları gibi çeşitli renk değerleriyle karakterizeydi. Fox Talbot’un 1841’de patentlediği negatif/pozitif işlem sayesinde, kağıt üzerindeki baskıların tonları çeşitlendirilebildi. Fotoğrafçılar, fiksaj banyolarının kimyasını veya kullanılan kağıtların türünü değiştirerek baskıların renklerini seçebiliyordu. Sergide bunlardan örnekleri Nadar’ın öğrencisi amatör fotoğrafçı Emile Zola’nın fotoğrafları ile göstermeye çalışmışlar.

1850’lerde bulunan ve uygulanan altın tonlama tekniği, derin siyahlar sağlamasına rağmen çok pahalıydı ve uzun ömürlü olmadı. Yüzyılın sonunda ortaya çıkan baryumlu veya platinli kağıtlar, kontrastı daha da artırmaya olanak tanıdı. Bazı çalışmalar, özellikle Bisson kardeşlerin dağ manzaraları, Gustave Le Gray’in “Büyük Dalga”sı ve amatör fotoğrafçı Blancard’ın portreleri gibi kontrast çalışmaları, kontrastlar konusunda ilerlemeleri de beraberinde getirdi.

Siyah ve beyazın gücü, ton değişiklikleri, bir imajın algılanışını etkiler: daha fazla kontrast, gözümüz için daha okunabilir hale gelirken, daha nüanslı bir görüntü, zamanın mesafesini hissettirir.

Kontrast, kontrast, kontrast

XIX. yüzyılın sonlarından ve XX. yüzyıl boyunca, kimyasal gelişme ile yoğunlaştırılan gümüş tanelerinin derin siyahı ve endüstriyel baryumlu kağıdın neredeyse saf beyazı, fotoğrafçılık uygulamalarında hakim renkler haline geldi. 1920-1930 yıllarındaki avangardlar, bu araçlarla açık ve koyu renklerin keskin karşıtlığını ortaya koyan çeşitlemeler yarattı. 1950’lerden itibaren, renkli işlemlerin yaygınlaşmasına tepki olarak, siyah ve beyazın kontrast çalışmaları daha da ileri gitti. Bu kontrast estetiği, 1970-1980’lerde zirveye ulaştı.

Fotoğrafçılar, değer antagonizmasını kullanarak konularının hatlarını net bir şekilde ortaya çıkardı. Bu sade, çarpıcı grafik görsel, gerçekliğin algılanışını arttırıyor.

Kontrastlı bir arka plan üzerine yerleştirilen formlar, siyah üzerinde beyaz, beyaz üzerinde siyah olarak ortaya çıkıyor ve kendini sanki gözümüze sokuyor.

Ayrıca, karşıt tonlardaki motiflerin rastgele üst üste düşmesi de fotoğrafın çekiciliğini arttırıyor. Burada Ansel Adams’ın bir fotoğrafını görüyor, ister istemez ‟Zone‟ sistemi düşünüyoruz. Bir fotoğrafı güçlü kılan maddeler aklımıza geliyor. 1- Fotoğrafı ilk gördüğümüzde bizde bıraktığı etki, 2-Tekniği yani kalitesi 3-Yaratıcılık 4-Stili 5- Kompozisyonu 6- Renk dengesi 7-Punktum yani gözümüzü yakalayan küçük şey 8-Işık 9- Fotoğrafın anlattığı hikaye foptoğrafı güçlü kılıyor. Bunları düşünürken siayah beyaz fotoğrafçılığın önemli bir konusunun işlendiği bölüme geliyoruz.

Gölge ve Aydınlık 

Bu bölümde fotoğrafta ışığın önemini vurgulanıyor. Işık, negatif üzerine görüntülerin kaydedilmesi için şarttır. Fotoğrafçılar, ışığın ve etkilerinin kontrolü için çeşitli teknik ekipmanlar kullanır, örneğin reflektörler ve flaşlar. Aşırı ışık eksikse, negatif çok koyu olur ve bu da görüntünün detaylarını ve yarı tonlarını, gri tonlarını bozar. Kamera ile ışık kaynağı arasındaki farklı pozisyonlar, ters ışık hatta patlama, parlama gibi etkiler yaratabilir.

Ayrıca, ışık görüntüde motifler oluşturur, örneğin ışık huzmeleri ve haleler, resimlere dramatik bir etki katar. Bazı fotoğrafçılar, ışığı ana konu olarak seçer ve onu soyutlamaya kadar götürür. Renkli fotoğraflar dikkati dağıtmasına karşın, siyah-beyaz fotoğrafçılığın gölge ve ışık oyunları çok daha fazla etki bırakır, çünkü tek renk dikkati merkeze çeker.

Renk Şeması

Serginin bu bölümü çok ilginç, üç duvarı yanyana dolanan siyah beyaz fotoğraf serisi derin siyah tonlamalı fotoğraflarla başlıyor, orta ton grilerle devam ediyor ve üçüncü duvarda çok açık gri beyaz tonları içeren fotoğraflarla son buluyor. Siyah ve beyaz fotoğrafçılığın derinliğini ve karmaşıklığını anlatmaya çalışıyor. Bazı sanatçıların, filmlerinin pozlamasını manipüle ederek, görüntüleri soyutlamaya kadar götüren derin siyahlar veya parlak beyazlar elde etmeye çalıştıklarını gözler önüne seriyor. Bu monokrom fotoğraflar, doygun siyahtan saf beyaza kadar uzanan bir spektrumda, siyah ve beyazın geniş bir tonlar aralığının uç noktaları olduğunu gösteriyor.

Sergide 1970-1980’lerin yüksek kaliteli gümüş baskı kağıtlarının önemini de vurgulanıyor; bu kağıtlar, bu tonların sunduğu sonsuz grafik ve sanatsal olanakları keşfetmeyi mümkün kılmış. Fotoğrafçılar, bu nüansları değerlendirerek yüzeyleri ve dokuları hassas bir şekilde yeniden oluşturuyor ve gümüş tuzlarını şekillendirilebilir bir malzeme gibi kullanıyorlar.

Sergide çağdaş bir eğilimi de göze çarpıyor. Sanatçılar, siyah-beyaz konuları renkli fotoğrafçılık teknikleriyle çekmeye çalışmışlar. Bu yaklaşım, sanatçıların gerçeklikten uzaklaşmalarını ve fotoğrafçılığın temel niteliklerini vurgulamalarını sağlıyor, fotoğrafçılığı resim, mimarlık ve heykel gibi diğer sanat formlarıyla ilişkilendiriyor.

21 Ocak 2024 tarihine kadar yolu Paris’e düşen fotoğraf sevenleri bu sergiyi görmeye davet ediyoruz. 

Fransa Millî Kütüphanesi

Quai François Mauriac, 75706 Paris

0 cevaplar

Cevapla

Want to join the discussion?
Feel free to contribute!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir